En Uzun Gün, 22 Aralık 2011

Güney Yarı kürede yaz mevsimi başladı. Ancak dünyanın en güneyindeki yaz mevsimi bizim alıştığımız yazlara hiç benzemiyor. Hava gene soğuk… Tek fark kışa göre termometrenin biraz daha yüksek olması. Dün başlayan yağmur bütün gece devam etti. Sabah kalktığımızda Ushuaia’yı çevreleyen dağlardaki kar sınırının, yılın zaten on iki ayı karla kaplı zirvelerden eteklere doğru indiğini görüyoruz.

Bugün 22 Aralık… Güney yarıkürede yılın en uzun günü yaşanacak. Aslında burada günler ya çok uzun ya da çok kısa. Bir türlü arasını bulamadık! Ateş Toprakları ile Patagonya arasındaki sularda kışı geçirirken gün ışığına hasret kalmıştık. Güneş bir kayboldu mu bir daha görünmek bilmiyordu. Yatakta sabah olmasını beklemekten sırtımız yara olduydu. Yorganın altında dönüp dururken, keşke ayılar gibi kış uykusuna yatabilseydik, diye hayıflandığımı hatırlıyorum. Neyse ki depresyona girmemize ramak kala kış bitti!

İşte şimdi yaz geldi. Ancak bu sefer de günler bir türlü bitmek bilmiyor. Akşamları birer kadeh içip yorgunluk atmaya alışmışız. Fakat bunun için önce güneşin bumba hizasına inmesi gerekiyor. Yani eskilerin deyimiyle “vakt-i kerahat”in gelmesi gerekiyor.

Ama nerde… Güneş bağlamışlar gibi yerinden kıpırdamıyor. Gece saat on bir’de bile hâlâ tepemizde dikilip duruyor. Akşam olsa da hüzünlensek, diye boşuna bekliyoruz! Gece yarısı oluyor hava hâlâ aydınlık. Bakalım bu gece ne yapacağız. Yılın bu en uzun gününün gecesinde…

Akşamın bir türlü gelmemesinin tek iyi tarafı tekneyi yola hazırlamak için bol bol zaman olması. Hava neredeyse hiç kararmadığından bir günde iki günlük iş yapabiliyoruz. Uzaklar II’yi önümüzdeki zorlu Antarktika yolculuğuna hazırlarken o da biz de epey heyecanlıyız. Merak ediyoruz; acaba önümüzdeki günler bizlere neler gösterecek.

 

Scroll to Top